Haftalık devam eden sohbetlerimin birindeyim, Kur’an da ki surelerin ve ayetlerin çok büyük anlamlar taşıdığını söyledikten sonra, ilimde derinleşmiş insanlar bir ayeti saatlerce, günlerce, aylarca tefsir edebileceğini muhatap olduğum gençlere anlatmaya çalışıyorum. Sohbete yeni katılanlardan bir genç, bu olamaz dedi.
– Neden olmasın ki? diye cevap verdim.
– Hocam, bir ayetin günlerce anlatılması imkansız, aklım almıyor, dedi… Ona;
– Bak arkadaşım, bir insan koca bir okyanusu bir damladan ibaret düşünürse, koca bir çölü bir kum tanesinden ibaret sayarsa, böyle bir bakış açısıyla bakarsak, arkada bulunan devasa büyüklüğü göremeyiz ve İçinde barındırdıklarını keşfedemeyiz. Ancak; Bir damlanın okyanusun en küçük bir parçası olduğunun bilincinde olursak, Bir kum tanesinin çölün en küçük bir danesi olduğunun farkında olursak, işte o zaman ilmin ne kadar büyük olduğunu anlarız, dedim… Genç arkadaş;
– Tamam da, bir ayetin birkaç saat anlatıldığını burada şahit oluyorum -Allah razı olsun- Burada kabullenemediğim konu, bir ayetin günlerce anlatılacak olmasını söylemeniz, biraz abartı olmuyor mu? Mesela ‘’besmele’’ gayet açık, ‘’hamdele’’gayet açık değil mi? Belki bazı örneklemelerle bir-kaç saatlik anlatım olabiliyor, Ancak günlerce anlatılmasını, Ne duydum? Ne gördüm? Nede okudum? dedi… Kendisine;
– Fatiha suresi kaç ayet? dedim.
– Yedi ayetten oluşuyor, dedi… Ona;
– Gel seninle bir anlaşma yapalım, İnşaAllah (Allah’ın izni ile) Fatiha suresini sana Yedi sene hiç zorlanmadan anlatacak olursam, sende beni dinler misin?
– Hocam Yedi senenin adı var, her zaman fırsatım olmasa da, mutlaka seni takip ederim, dedi.
Allah’ın izni ile Yedi ayeti, Yedi sene anlatabileceğimi söylediğim genç arkadaş, Yedi sene dinlemekten aciz kalıyordu, sonra bunu halka açık olan bir sohbette anlatmaya karar verdim. O gence sohbetlerimin olduğu yeri ve zamanını söyledim, bu söylediğim yer ,,,,, radyo sohbetiydi, iki saat süren sohbet de bir ayet-bir hadis ve Konya’da yaşadığım ibretlik hikayeleri anlatıyordum. Genç arkadaşla akitleşme neticesinde programın formatını Yedi senede Yedi ayeti anlatmak için değiştirdim. Fatiha suresine giriş yaparken öncesinde ‘’istiaze yi’’ (euzubillahi mineşşeytanirracimi) Kovulmuş şeytandan Allah’a nasıl sığınılması gerektiğini? Aldanmaya meyilli insanın nasıl korunması gerektiğini? Aldatan şeytanın hilelerini,,,,, Yani bir Müslüman’ın ‘’Euzu’’ demesiyle, Allah’ın emirleri ve nehiyleri doğrultusunda izin istediğini, bu ifadenin Allah’a müracaat olduğunu ve bu sığınmanın mecburiyetten değil de, samimi-severek ve isteyerek bir sığınma olduğunu anlatırken üç bölüm-üç konu halinde açıklamaya çalıştım, birinci olarak kimden sığınılacak (şeytandan), ikinci olarak kim sığınacak (insan), üçüncü olarak kime sığınılacak (Allah’a) olunca, bu konuları içeren ayet ve hadisleri bir sene boyunca açıklamış bulundum. Şeytanın şeytanlıklarını, amacını, İnsanın yapısını ve beşer özelliklerini, Allahın gücünü, kuvvetini tanıtmaya çalıştım. (Sonra, sohbeti dinleyenleri sorgulamaya yönlendirmek için; Günümüzün insanları, kimden kime sığınmakta, yaşantılarını kim ayarlamakta, kimden korkup kimden yardım istemekte, Bugünün Toplumu söylemleriyle, amelleriyle en çok kime sığınıyorsa, yine onun adını daha çok zikrediyor ve onun adıyla başlıyor olması, hamdını da kime yaptığını göstermez mi? Bunun farkın damıyız? diye, uzun-uzadıya anlattım) Temiz akla sahip olan bilinçli bir Müslüman, şeytanın şerlerinden Allah’a sığındığı gibi, Allah’ın adı ile hareket ederken, daima Allah’a hamd edecektir.
Yedi sene anlatmaya niyet ettiğimiz Fatiha suresinin, birinci senesinde İstiaze’yi anlattıktan sonra, Fatiha suresine olan yolculuğumuzun girişinin, ikinci senesinde besmeleye başlamak üzereyken, üç ayaklı çeteyi oluşturanların engeline takıldım. Ayet ve hadislerden oluşan Tevhid temeli ile inşa etmeye çalıştığımız gönül sarayını yıkmaya çalışan üç ayaklı bu çete; Ateşe odun taşıyıcısı kartal burunlu kadınla beraber hareket eden, Rıfk görünümlü adam, bunların birlikteliğine zekice destek veren kişi ve ateşe odun taşıyıcısına takılan hocanın engeli, beş yıllık radyo sohbetimizin sona ermesine vesile oldu, Yani bir Müslüman’ı engelleyerek işledikleri günahı yüklenmekle kalmadılar, hatalarındaki tevbenin hakkını vermek için, hatalarını düzeltmeye yanaşamadılar. Helalleşememenin günahını yüklenmeye devam ettiler, Burada asıl önemli olan sohbeti dinleyenlerle helalleşecek olamamaları? Yüklendikleri günah yükünün büyüklüğünü göstermektedir.
Son bir senedir istiazeyi anlattıktan sonra, ikinci senenin başlangıcında besmelenin girişinde bıraktırılsam da,,,
Bir ayeti günlerce, aylarca kimse anlatamaz aklım almıyor diyen genç arkadaş, şunu itiraf etmek zorunda kaldı;
– Vallahi Yedi ayetten oluşan Fatiha suresini, Yedi sene anlatılabileceğine şahit oldum, bu olsa-olsa Allah’ın verdiği bir ikramdır, dedi… O genç arkadaşa;
– Yedi ayetten oluşan Fatiha suresini, yedi sene anlatırım demekle hata ettiğimi söyledim. Genç arkadaş;
– Hata mı ettin, dedi?.
– Hatalıyım, çünkü Allah’ın bir ayetine bu şekilde sınırlandırma getirmek asla doğru olamaz, Bir sene istiazeyi anlatırken şunu fark ettim ki, Allah’ın izni ile yedi ayetlik Fatiha suresi yedi sene değil de, yetmiş sene (yani bir insan ömrü kadar) anlatılabileceğine inandım, dedim.
Bu sohbetimize şahit olanlar bunun idrakine vardılar, sohbetimize şahit olmayanlara şahit olanlar ahİrette şahitlik edeceklerdir elbette,,, Bir ayet günlerce aylarca anlatılabilir mi? diye vesveseye-şüpheye düşenlere şu açıklamayı yapalım ki, kalpler mutmain olsun. Bir sene boyunca istiazeyi önceleri bir bütünlük içerisinde anlattığım gibi, sonradan konunun içinde geçen sığınmanın, anlam ve önemini üç ayrı konuda ve her konuyu kendi arasında günlerce, aylarca açıklamaya çalıştık.
Birinci konu Şeytandı; Böyle bir düşmanı tanımak için, konu ile ilgili onlarca ayeti ve hadisi anlattık,,,
İkinci konu İnsan’dı; Halife olarak tayin edilen insan, huy-ahlak ve aklıyla yüksek derecelere ulaşma kapasitesi olsa da, her konuda acizdi, korunmaya muhtaçtı, aldanmaya müsaitti,,,
Üçüncü konu Allah’tır; Her şeye gücü yeten, her şey ona muhtaçken O hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ı anlatan ayetleri ve hadisleri anlatmaya çalıştım.
2. sene anlatmayı düşündüğüm ve metot olarak takip edeceğim Besmelede, Allah’ın isimleriyle ilgili ayetleri ve hadisleri anlatmayı düşündüm,,,
3. senede Elhamdülillahi Rabbil alemin de zikredilen Hamd, Rabb, Alem(i kapsayan bilgilerle) ile ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
4. senede Errahmanirrahim de zikredilen, Rahman, Rahimle ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
5. senede Maliki yevmiddin de zikredilen Din günü (Ahiret), cennet, cehennem ile ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
6. senede İyyakenağbudu ve iyyakenastain’de zikredilen ibadet, yardım isteme, dua ile ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
7. senede İhdinassıratal mustakim’de zikredilen dosdoğru yol, cennet yolu, kur’an yolu, hidayet ile ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
8. senede Sıratelleziyne en’amte aleyhim’de haber verilen peygamberler, sıddıklar, şehidler, salih insanlarla ile ilgili ayetleri ve hadisleri,,,
9. senede Gayril mağdubi aleyhim veladdallin’de zikri geçen gazaba uğrayanlar, delalette olanlardan kimler varsa, zalimlerin, helak olan kavimlerin yapıları, vasıfları ile ilgili ayetleri ve hadisleri anlatmayı düşünmüştüm,,,
Planlı, programlı şekilde anlatmak için sıraladığımız yedi ayetlik sure, dokuz seneye çıkıyor olması, Anlatmaya başladığımızda doksan senede, dokuz yüz sene de süreceğinin göstergesiydi, Çünkü; Rabb’ımın bildirdiği şu ayetler bunun en açık delili ve örneği değil mi?
‘’De ki: “Rabbimin sözleri(ni yazmak) için denizler mürekkep olsa ayrıca deniz üstüne deniz katsak yine de Rabbimin sözleri bitmeden denizler tükenirdi”.(Kehf 109)’’
‘’Yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, deniz(ler) de (mürekkep olsa), arkasından yedi deniz (daha gelip) ona yardım etse de (Allah’ın kelimeleri yazılsa), yine (bunlar tükenir), Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir. (Lokman 27)’’
Seyyid Muhammed İsmail,;;;;;,Konya
