İslam dini’nin temel kaynağı olan Kulluk kitabım Kur’an-ı Kerimle tanışmam (buluşmam) 15-17 yaşlarında, vahiyden habersiz bir hayat yaşarken, Bir gün, bir gece uykusunun en koyu karanlığının içinde, rüyamda korkudan tir-tir titrediğim bir anda çok parlaklık veren bir aydınlık oldu, bu öyle güzel ışıktı ki, geceme ve geleceğime nur olduğunu çok sonraları anlamaya başlamıştım. Bu güzelliğin başlangıcı olan O gün, gecemi ve hayatımı aydınlatan, o nurun içinde tarif edemeyeceğim çok garip bir ses çınladı, bütün zerrelerime varıncaya kadar söyleneni duydum. Defalarca gayb’dan gelen bu ses ”Müzzemmil” ”Müzzemmil” diyordu. Korkuyla uyandım,,, O ses, O sesleniş, uyku ile uyanıklık arasında devam etmekteydi, Saniyeler ilerledikçe, bu sesin bana huzur verdiğini fark ettim, Artık korkmuyordum, ama Müzzemmil de nedir ki? dedim, kendi-kendime,;,
Ve Müzzemmilin ne olduğunu, sormaya soruşturmaya başladım, O günlerde bilmem kaç kişiye sormuştum, En sonunda şuan hatırlayamayacağım bir kişi bunun Kur’an dan bir sure olduğunu hatırlattı. Kur’an-ı Kerimi nerede bulacağımı sorduğumda, aldığım cevapla, yapmam gereken ilk iş, Konya müftülüğüne giderek, Benim Kulluk kitabım olacağını ve elimden hiç bir zaman düşüremeyeceğimi sonraları öğrendiğim. Müftülükten Kur’an-ı Kerimi’mi aldım.
Diyanet işleri başkanlığının Ankara 1987 tarihli baskılı, 241 yayın nolu, En küçük boyutlu Kur’an-ı kerim avuçlarımın içinde kaybolurken, Ben onun karşısında ezilmekteydim, Asıl onun huzurunda kaybolan benim… Elimde ki para, ancak bu küçücük Kur’an-ı kerime yetmişti, Varsın olsun dedim, sustum. Ancak gözlerim susmak istemedi, çünkü bugün sıradan bir gün değildi ve Bir kaç damla göz yaşı, sanki bana misilleme yaparcasına yanaklarımdan süzülüyordu.
O an, benim için önemli olan Müzzemmil suresiydi, Göz yaşları içinde bir kenara oturdum. Küçücük sayfaları tek-tek karıştırıyorum. O an ki heyacanımı, ne ben anlatabilirim, nede sizler anlayabilirsiniz, Beni Rabbim’den başka kimse anlayamaz. Kur’an ile tanıştıran RABB’ime hamd olsun.
Seyyid Muhammed İsmail – Konya
el-MÜZZEMMİL
Mekke’de nâzil olmuştur; 10, 11 ve 20. âyetlerinin Medine’de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 20 ayettir. Sûre, adını, ilk âyetindeki “el-müzzemmil” kelimesinden almıştır. “Müzemmil” örtünüp bürünen demektir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)!
2. Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
3. (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
4. Ya da bunu çoğalt ve Kur’an’ı tane tane oku.
5. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
6. Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
8. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O’na yönel.
9. O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O’nun himayesine sığın.
10. Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
11. Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
12. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var.
13. Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.
14. O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.
15. Nasıl Firavun’a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.
16. Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.
17. Peki inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nasıl koruyabileceksiniz?
18. Gökyüzü bile onunla (o günün dehşetiyle) yarılacaktır. Allah’ın vâdi mutlaka yerine gelir.
19. İşte bu (anlatılanlar), şüphesiz bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar.
20. (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah’tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah’tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

