SABRIM DAN ÖZÜR DİLİYORUM

Haz 10, 2020 Hatıralar

Geçen hafta, yine-yeniden köyüme ziyarete gittim, Seyyid sülalesi olarak anıldığımız ve Seyyid sülalesi olarak hatırlanmaya devam ettiğimiz köyüme girerken, tekke mezarlığında yatan başta Seyyid dedem olmak üzere, mezarlıktakilere Dua’lar ediyorum. İki mezarlık arasından geçerken çocukluk dönemlerimin en güzel yılları olarak hatırladığım, Seyyid dedemle yaşadığım anılarım, bir-bir gözlerimin önünde geçmekte, daha dün gibi anlattıkları, sohbetleri hayallerimi süslemekte,,,

Ah Seyyid dedeciğim seni çok özledim, Belki de en çok özlemini el yazması bir eserden defalarca (onlarca, yüzlerce kez) bizlere okuduğu Osmanlıca yazılmış kitaptan yine-yeniden tekrar Hz Hüseyin’in şehid ediliş hikayesini okumakta, yine-yeniden hepimizde göz yaşı, kimilerimiz sesini kısmadan-kısmak istemeden ağlamakta,, Bizimle beraber Seyyid dedemi dinleyen ve dinlemekten hiçbir zaman bıkmayan-usanmayan köyün diğer dedeleri,,

Seyyid sülalesinin sevenleri ve Seyyid dedemin dizine kıvrılmış yaslanmakta olan 6-7 yaşlarında çocukluk halim… Şimdi onları rahmetle anıyorum,,, Bu güzel duyguları bana tekrar hatırlatan, yaşadıklarımı yazmama sebep ise; Sabah namazından sonra uyukladığım bir anda köyde Seyyid dedemin yaşadığı evin, eski halinin bir mezarlık olduğunu gördüm, Öyle ki mezar taşları Arapça yazılı ve mezar taşlarının üzerinde sarıklar sarılmış olarak karşımda duruyordu…

Eskitemediğim eski günlerin sevgileri, samimiyetleri, sabırları bir başka güzeldi, Çocukluk dönemlerimde en çok dikkatimi çeken olay, başta Seyyid dedem olmak üzere, o güzelim insanlar yaşadıkları onca zorluklara ve fakirliklerine rağmen ALLAH diyorlardı, hallerine şükrederlerdi, hiçbir zaman şikayetci olmadılar.. O güzel insanlar bir lokma ekmeğe muhtaç oldukları, Yırtığı olmayan kara lastik ayakkabıya özlem duydukları, yaması olmayan bir elbiseye hasret kaldıkları bir zamanda, bütün olumsuzluklara rağmen, hallerine şükrediyorlardı, Allah var, keder yok diyorlardı. Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, Kırk yıl boyunca ne değişti de, şimdikiler Nimetin içerisinde gark oldukları halde, ALLAH demiyorlar, Ekmeğin, aşın her çeşidini tattıkları halde, Neden açız diyorlar,,, Neden hallerine şükretmiyorlar… Nasıl bu hale geldik? Neden şükürsüz bir toplum olduk…


Biliyor musunuz?
Bugün sizi daha iyi anladım; Sevgide samimiyet, Samimiyette sabır olmazsa başarı olunmazmış, Bugün kendimden özür diliyorum… Yaşantım boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada bıraktım, Kimseden bir şey beklemedim, doğrunun bu olduğuna inanıyorum, Çünkü yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım ve sustum, söylemek isteyip de söyleyemediklerimi içimde bastırdım, olsun dedim, susmaya devam ettim. Müslüman’ca bir davranış bende kalsın dedim… Verdim, hep verdim,,, Yüreğimi verdim, sevgimi verdim, mutluluklarımı verdim. Ahde vefalı oldum vefasızlık etmedim, Ta ki güvendiğim insanların ve kimi hocaların arkadan işler çevirdiklerini anlayıncaya kadar güvendim… Hiç bir karşılık beklemeden, insanların en çok korktuğu bir zamanda hakkı hakikati anlattım, her doğru her yerde söylenmez denildiği bir zamanda, her doğru her yerde söylenir dedim, Tevhidi anlattım, tevhidin önemini haykırdım… Verdiklerimin karşılığını alıp alamadığıma bakmadan, insanların engellerine takılmadan, bildiğim-inandığım doğruların bayraktarlığını yaptım. Niyetim örnek gösterilmek, önder olmak, öncülerden sayılmak değildi, Cemaatcilik yapan hocalara, Cemaat olunması gerektiğini hatırlattım… Her şeye rağmen, güçlü olmak zorundaydım ve oldum, Kendimi hep erteledim. Hayatıma giren Kimi Müslümanların ve Hocaların savunduğum hakikatleri gizlice engellemeye çalışacaklarını sonradan öğrendim, Onlardan zarar gelebileceğini düşünmeden onları sevdim ve samimiyetimi en güzel haliyle gösterdim… Herkesi mutlu etmek zorundayım diye düşündüm, Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum. Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi. Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa,,, Karşımdakilerin, hatalarını düzeltmeye ve eksiklerini tamamlamaya çalışırken, Onların iyi niyetten yoksun olduklarını görmeye vaktim olmamıştı. Beni üzmelerine dikkat etmeden, sevgisiz ve saygısız olduklarına bakmadan, Karşılığında ne aldığıma, ne hissettiğime aldırış etmeden hep verdim, Sevgiye saygıya muhtaçken, sevgimi ve saygımı gösterdim… Kendimi nasılda unutmuşum, unutturmuşlar aslında…

Paramparça yaptıkları kalbime, Doğruları söylemeye çalışan yüreğime, Mutsuz bırakılan düşüncelerime, sus dedim, Sen sus,,, Büyüklerime karşı saygısız davranmaktan, kalplerini kırarım korkusuyla Şimdiye kadar hep sustum, belki hatalarını anlarlar diye… Aslında, sevgiyi samimiyeti saygıyı hak etmeyenlere karşı, Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar… Şimdi kendime geldiğimde ise yorgunum, bir o kadar yağmur bulutları gibi doluyum. Yılgın, bitkin halde, kendi halimde Konya’nın kenar bir köşesinde saklanıp ağlayan çocuklar gibi buldum kendimi…


Kimsenin, beni anlamadığını zannettiğim bir halde iken Hayatıma giren DUA’lı kardeşlerim oldu, tanışmak isteyen, görüşmek isteyen, Dua bekleyen kardeşlerim oluşdu, Rabbım’dan ikram edilmiş Dua’lı kardeşlerle beraber DUA’nın gücüne sarıldık ki Yaşadığımız mutluluğu, yakaladığımız huzuru beraberce paylaşıyoruz.


Ve tekrar ”Konya Duası” kitabına elimi uzattım. Ve tekrar bütün duygu ve düşüncelerime abdest aldırdım. Okudukça şimdi yine-yeniden tebessüm ediyorum,,, Ey DUA’m Şimdi senden özür diliyorum, Seni bu kadar hiçe saydığım için, Bazı günler seni terk ettiğim için, seni kendimden uzaklaştırıp DUA’sız bıraktığım kendimden özür diliyorum… Ey Sevgim Samimiyetim Sabrım, sizleri DUA’sız bıraktığım için, sizlerden özür diliyorum. Sizleri ‘Konya Duası’ndan uzaklaştırınca, kendimi uzaklaştırmış oluyorum. Sevgisizlerin, Samimiyetsizlerin, Sabırsızların sizleri üzmelerine fırsat verdiğim için, Sizi hiç bir zaman dinlemediğim için, sizlere haksızlık ederek bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkınız olan bütün güzel duyguları sizlere yaşatamadığım için, Şahitlik edebileceklerin şahitlikleri huzurunda, Sevgimden, Samimiyetimden, Sabrım dan defalarca kez özür diliyorum.


Çünkü; Sizleri HAK ETMEYENLERİ, SEVDİĞİM İÇİN,,,
Çünkü ; Sizlere SAMİMİ OLMAYANLARA, SAMİMİYET GÖSTERDİĞİM İÇİN,,,
Çünkü ; BENİ ENGELLEMEYE ÇALIŞANLARA VE BAZI HOCALARA SABIR GÖSTERDİĞİM İÇİN;


Adalet sahibi Rabb’ıma hamd olsun ki; Bize zarar vermeye çalışanlar, zarar vermek istedikleri konularda zarar gördüler. Bizi engellemeye çalışan hocalar, engellemek istedikleri konularda engellendiler,,,


Seyyid Muhammed İsmail – Konya

ile ismail