2,5 saatte KUR’AN OKUMAYI ÖĞRENEBİLİRSİN !

Haz 10, 2020 Hatıralar

Geçici olarak görev yaptığı camiden, asli görev yerine gideceğini söyleyen Abdülkadir kardeşim, Yaz tatilinde Kur’an kursuna gelecek çocuklarla ilgilenmemi isteyince, hiç tereddüt etmeden bu daveti kabul ettim… Konya’nın bir kenar semtinin, sakin bir mahallesinde küçük bir mescid olan kursumuzda ilk derslerimize başladık, ilk hafta gelen öğrenci sayımız, ortalama 15-16 civarında oldu. Onlarla tanıştık-kaynaştık, çocuklarla istişare yaptık,,, ilk önce nereden başlayacağımı, onların neler yapması gerektiğini, sorumluluk bilinçlerinin neler olduğunu anlattım, Çünkü zamanımız az, işimiz çoktu…

Öncelikle Kur’an harflerini ve öğrenilmesi gereken kuralları, kısa sureleri, ezberlenmesi gereken bazı duaları, büyük panolar halinde bütün duvarlara doldurduk, hatta caminin bazı duvarlarını da bunlarla donatmaya başladık… İkinci hafta öğrenci sayımız biraz daha fazlalaştı, Kurs olarak uygulanması öncelikli olan konular, ilk gelen öğrenciler, disiplinli bir çalışmayla yeni gelen öğrencilere, öğrendiklerini öğretmeye başladılar. İlk günden derslere başlayan öğrencilerim, öğrendikleri bilgileri yeni öğrencilere öğretirken, yetenekli gördüğüm öğrencilere de küçük gruplar verdim… Grup başkanları diğer çocuklardan önce, sabah dan kursa gelerek bilmediklerini öğreniyorlardı, O günkü yapılması gerekenleri gösteriyordum…

Her öğrenci canla, şevkle mutlu bir şekilde çalıştıkça, zamanla evlerinde, sokaklarında, yakın akrabalarında öğrendikleri bilgileri paylaşıyorlardı, Bu paylaşım bereket oldu, rahmet oldu, kursumuza yağdı desek abartı sayılmaz. Öyle ki, tanışmak isteyen aileler ve bu başarıya ortak olmak isteyen bir çok veliler, çocuklara hediyeler getirmeye başladı, Herkes aynı şeyleri soruyordu; -Hocam burada özel dersler veriyormuşsunuz diyorlardı…

Üçüncü ve dördüncü haftadan itibaren Sabahları kursun önünde birçok araba geliyor ve her arabanın içi çocuk dolu, her birinde yeni öğrenciler bulunuyordu, Kursumuz 90 öğrenciye ulaştığında, Hiçbir veliye ve öğrenciye kursumuz doldu, öğrenci alamıyoruz diyemedim, Kursumuz tamamen doldu taştı, Bahçede bile dersler yapmaya başladık… Bunun çözümü olarak Sabahçı ve öğlenci diye iki’ye ayırmak zorunda kaldık. Aslında bu çözüm geçici bir çözümdü, çünkü yeni öğrenciler gelmeye devam ediyordu. Bu yoğun çalışmamızın arasında

50-60 yaşlarında bir abi geldi.

-Hocam; özel bir şey konuşa bilir miyiz dedi…

-Buyrun, dedim…

-Bende bu çocuklar gibi Kur’an-ı Kerimi okumak istiyorum, Ama ne kadar çabalasam da bunu bir türlü başaramadım,,,

Allah rızası için bana yardım edin,

Bende Kuran-ı öğrenmek istiyorum dedi…

-Hafta içi her gün gelebilir misiniz dedim,,,

-Tabi ki dedi. -Tamam o zaman hafta içi her gün çocuklar gelmeden önce, sizinle ders yapalım, günde sadece 10 dakika derse gelin, inşaALLAH bir ay sonra Kur’an-ı okumaya başlarsınız dedim,,, Abi ise; Gülmeye başladı,,, -Neden gülüyorsun ki? dedim… -Hocam daha önce buradaki cemaatten bazıları yardım etmeye çalıştı, Kur’an-a geçemedim. Önceki imam 6 ay uğraştı, baktı olmuyor vazgeçti,,, Diyanetin …(falan)… yerde ki Kursuna bir yıl devam ettim, Orada bile Kur’an-a geçemedim, Şimdi siz gayet emin bir şekilde hafta içi her gün 10 dakika ders çalışmayla, bir ay’da Kur’an-a geçebileceğimi söyleyince, gayri ihtiyari güldüm,,, Hocam ben zengin biriyim, Bana Kur’an okumayı öğretin size çok para veririm, dedi…

-Bak abi işin içine para girerse, sana yardımcı olamam, Çünkü ücretimi ancak Alemlerin Rabbı olan Allah’dan beklerim, senden ricam bir ayda Kur’an-ın açıklamasını okumanı istiyorum diyerek, güzel bir anlaşma yaptık… Bu abimiz bir ay boyunca hafta içi her gün 10 dakikalığına bir çocuk gibi derse geldi,,,

Allah’a hamd olsun bir ayın sonunda çok güzel Kur’an okumaya başladı. Her gün 10 dakika gelen abimiz ile, toplamda 2,5 saat ders yapmış olduğumuzu hatırlatınca, abimizin kendisi bile bu başarıya inanamadı. Kur’an-ı çok güzel okuduğu halde bir türlü kabullenemiyordu, hızını alamadı, vakit namazlarından önce cemaatin karşısında, Kur’an okumaya başladı… Çok kısa sürede Kur’an-a geçmesinden dolayı, takdire şayan bir şekilde herkes tebrik etti, mutluluğu her halinden belli oluyordu, kim mutlu olmaz ki… Abi ise; -Hocam hiç itiraz etme, ben yeminliyim, kim bana Kur’an-ı okumayı öğretirse ona, niyet ettiğim parayı vereceğim demiştim, bunu siz başardınız, bu parayı size vereceğim dedi… -Abi biz seninle Ne anlaşmıştık? dedim… -Olsun hocam siz de benim mutluluğumu anlayın.. Yoksa ömür boyu vicdan azabı çekerim dedi… (Abinin söylediği para miktarı, bir insanın ortalama bir-kaç aylık maaşı idi)… -Dedim ki; istersen şöyle yapalım, görüyorsun birçok çocuk Kur’an-a geçti, kimileri de yakında Kur’an-a geçecek, onlara Büyük boy Kur’an hediye edelim, hem sizin içiniz rahat olsun, hem de öğrencilerimin başarısından dolayı onlara diploma gibi vermiş oluruz… Bu şekilde işi tatlıya bağlamış olduk,,, 15-16 çocukla başladığımız yaz Kur’an kursumuzun son günlerinde, kursumuz 170 öğrenciyi geçmişti… Kursun bitiyor olmasından dolayı herkeste bir duygusallık vardı, bazı öğrencilerin dikkatini çekmiş olacak ki, Hocam hiç kimseyi dövmediniz, Neden dövmediniz? Neden kimseye ceza vermediniz? Başka hocalar döverler?….. gibi sorular çoğalmaya başlayınca,,,, -Hadi herkes ayağa kalksın, dayak yemek isteyenler sıraya geçsin, dedim. Neredeyse sınıfın yarısı ayağa kalktı,,, Kursumuzun son günlerinde dayak istiyorsunuz öylemi?.. En hareketli çocuklar, hemen yanıma koşup geldi,,, (Aslında onlar, beni benden daha iyi tanıyıp hissetmişlerdi)… Dedim ki; Arkadaşlar ne olursa olsun çocuklara dayak atılması, tokat atılması doğru değildir, Sizlere yaz kursu boyunca nasıl davranılması gerektiğine dair Rasulullah (s) dan bir çok örnekler verdim,,, Yanıma gelenlerden bir çocuk; Hocam dayak yemeden kursu bitirdiğime hiç kimse inanmaz dedi,,, bende başını okşayarak yanaklarından öptüm,,, bu sefer bütün sınıf ayağa kalkıp yanıma koşmaya başladı,,,


Seyyid Muhammed İsmail – Konya

ile ismail