1 = Köylülerimizden Zübeyde teyze, eşi Mehmet abi ve çocuklarıyla beraber bizi ziyarete geldiler, Zübeyde teyze bir-kaç gün önce gördüğü rüyayı bizlere anlatmaya başladı. Mehmet abi, Annem, Babam, hepimiz dikkatlice Zübeyde teyzeyi dinliyoruz, Anneme yönelerek;
-Oğlun İsmail’i rüyamda gördüm,,, Annem; -Hayırdır inşaAllah dedi,,, Zübeyde teyzede; -Hayr-hayr diyerek anlatmaya başladı; -İsmail büyük bir evin içinde, odanın birinde kendi başına ibadetle meşgul oluyor, Öyle güzel ibadet ediyor ki, ömrümde öyle güzel namaz kılan görmedim. Ne zaman ayağa kalksa odanın her tarafı rengarenk çiçeklerle doluyor, Ömrümde görmediğim çiçekleri ismail’in yanında çiçek açarken görüyorum, bizlere rüyasını paylaşmaya devam eden Zübeyde teyze tekrar Anneme seslenerek; -Aba, dedi; -Çiçeklerin her birinden öyle güzel kokular yükseliyordu ki, sanki Kabe deki misk kokusu gibi yayılan kokuları ben bile hissediyordum, dedi.
2 = İbrahim amcamın dünürü Etem abi, çalıştığı inşaattan düşmüş, Hastaneden çıktıktan sonra da evine ziyarete gitmiştik, vücudunun bazı yerlerin de yara-bereler vardı, anlattığına göre göğsündeki kaburgalarında çeşitli kırıklar oluşmuş, kafatasında da üç-dört tane dikiş atıldığını söyledi. eş-Şafi olan Rabbımın sayesinde iyileşmeye başlamış, Bu konuşmanın ardından Hep beraber Koyu bir sohbetin içinde kayboluyoruz, Etem abi nasıl düştüğünü, hastaneye nasıl götürüldüğünü birazda komik bir şekilde anlattıkça gülüşüyoruz. Bulunduğumuz bu güzel sohbetin içinde, Etem abi, Babam, Mahallenin muhtarıyla beraber yine anlattığı bir konuya güldüğümüz sırada, Etem abi birden ‘’durun’’ dedi;
Sizlere, geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatacağım, Bir rüya gördüm, ama rüya olduğuna kendim bile inanamıyorum, gerçek gibi her anını, en ince ayrıntısına kadar öyle güzel yaşadım ki, her şey gözlerimin önünde oldu, Acaba gerçek mi, Rüya mı diye sonradan kendimi sorguladım. (Bana yönelerek;) -İsmail özellikle bu gördüklerimi sen iyi dinle, çünkü rüyam seninle ilgili dedi ve anlatmaya başladı; -Mescidi haramda Hac görevimizi yaptıktan sonra, dinlenmek için bir kenara oturup Kabe’yi izliyorum. Oturur-oturmaz sırtıma bir el dokundu, döndüm baktım karşımda ‘’İsmail sensin’’,, Allah-Allah dedim; -İsmail sen buraya ne zaman geldin?, Hacca geleceğini bize niye söylemedin? derken, O anki heyecanımdan vücudumun titrediğini hissediyorum, bakın şimdi bile titriyorum… (İsmail’de;) -Etem abi ben biraz önce geldim, Hac görevimi yaptım, benim fazla vaktim yok, şimdi Ravza’da Rasulullah (s) ile görüşmeye gidiyorum, diyorsun. Sen Ravza’ya gidiyorsun, bizde seni takip ederek arkandan geliyoruz. Göz açıp kapayıncaya kadar bizi Mekke’den Medine’ye Rasulullah (s)’ın yanına götürüyorsun, Hep beraber Rasulullah (s)’ın huzuruna giriyoruz, Sonrasında Rasulullah’’ı görecek olmamın heyecanına dayanamıyorum ve gözlerimi açıyorum, dedi ve ağlamaya başladı,,,
3 = Eski komşularımızdan Emine abla, yakınımızda olan oğlunu telefonla arayarak, benimle çok acil bir konuda konuşmak istemiş. Oğlu elindeki telefonla yanıma koşarak geldi; -Hocam telefonda annem var, sizinle önemli bir konuda konuşması gerekiyormuş,,, Telefonu elime aldım ‘’buyur Emine abla’’ dediğimde, hemen ağlamaya başladı, ‘’Hayırdır ne oldu’’ dedim… Emine abla hem ağlıyor, hem de anlatmaya devam ediyordu; -Dün gece Erol abin rüyasında seni görmüş, Kaç aylardır çektiği ……..hastalığının iyileşmesine sebep oluyormuşsun,, İsmail gitmediğimiz doktor kalmadı, verilen ilaçlardan, çekilen filimler den sonuç alamadık, tavsiye edilen hocaların faydasını görmedik, Dün gece Erol abine rüyasında seni göstermişler, Bize yardımcı oluyormuşsun, Eğer bugün müsaitsen yanına geleceğiz, dedi. -Tabi ki buyurun gelin, dedim… Uzun bir süre Erol abiyi dinledim, hastalığını ve hastalığın verdiği acıyı anlattı, hatta bir ara, İsmail hocam ben böyle şeylere inanmazdım, İnsan zora düşünce öyle inanıyor ki, dedi,, sonra ikimizde tebessüm ettik, -Hayırlısı olsun bunda da bir hayır vardır inşaAllah, dedim. (Elhamdülillah, şimdi iyi)
4 = Salih zeki hocamızın Arapça dil kursuna Cumali kardeşimle beraber derslerine katılıyoruz, bir gün Salih hocam derse başlamadan önce, Arkadaşlar dün gece İsmail ile Cumali’yi rüyamda gördüm. (sonra bana dönerek) -Hocam rüyamda ikiniz berberce sürekli Kur’an okuyorsunuz, Öyle güzel Kur’an a teslim olmuşunuz ki, sizin yönünüz Kur’an’ın rehberliğinde aydınlanıyorsunuz, Kur’an nurunun aydınlattığı yolda yürümeye devam ederken, birileri sizi bu yolda engellemeye çalışıyor ama size bir türlü güç yetiremiyorlar, defalarca sizi engellemeye çalışsalar da başarılı olamıyorlar,,,
5 = Köyün büyüklerinden Ali abimize bayram ziyaretine gittik, Ali abimizin eşi kahvelerimizi getirdikten sonra, Ali abiye bakarak geçen ki gördüğüm rüyayı anlatayım mı dedi,, Ali abi tabi-tabi anlat İsmail de dinlesin diye cevap verdi… -İsmail oğlum, Rüyamda sen hiç durmadan Kur’an okuyorsun, Kur’an okudukça bazı uzun sakalları olan hocalar, tepe taklak geriye yuvarlanmaya başlıyorlar, Kur’an okumadığın zaman yerlerinde duruyorlar, Sonra tekrar Kur’an okumaya başlıyorsun, o sakallı hocalar tekrar geriye tepe taklak yuvarlanmaya başlıyorlar,, sen ne zaman Kur’an okumaya ara veriyorsun, onlarda yerlerinde kala-kalıyorlar, sonra onların haline acı bir tebessümle bakıyorsun, dedi..
6 = Özel bir şirkette çalışan Gülizar ablamız, sabahdan ziyaretime geldi; -Hocam siz beni uyardınız ama, ben sizi dinlemedim, Ne olur hakkınızı helal edin, dedi.. Şaşkınlıkla -Hayırdır, dedim.
-Dün gece yorgunluktan olsa gerek, Yatsı namazını kılmadan uyudum, yatırken kendi-kendime nasıl olsa gece üç de kalkar kılarım diye düşündüm. Öyle derin uykuya dalmışım ki, Sonra siz geliyorsunuz, yatsı namazı için beni uyandırmaya çalışıyorsunuz, -Hadi kalk saat üç oldu, vakit geçmeden şu yatsı namazını kıl diyorsun. Namaz için kalkıp gözlerimi açtım ve saate baktığımda, Vallahi hocam saat tam üçü gösteriyordu. Ürperdim, gözlerimi cam gibi açıverdim, yani saat ne üçe geliyor, nede üçü geçmişti, Saat tam üçtü. Saati kursam bu kadar dakik uyanamazdım, dedi.
7 = On beş yaşına yeni girmiş olan genç delikanlı Ali, korku içerisinde yanıma geldi, Onun bu korkmuş halini öğrenmek için; -Ali, hayırdır sana ne oldu böyle?, -Hocam dün gece bir rüya gördüm; Kıyamet kopuyor ve dünyadaki her şey yerle-bir oluyor, Konya’mız yerle-bir oluyor, yaşayan bütün canlılar ölüyor ve Kıyametin dehşetinden sonra her tarafı bir toz-duman kaplamış, her şey parçalanıp-dağılmış, Hocam sadece sen ve seninle beraber olan birkaç kişi kıyametin korkutucu dehşetinden korkmadan ayakta duruyorsunuz, Şaşırıyorum ve Size bakıyorum nasıl ayakta durduğunuzu hayretle izliyorum. Korku ve hayretle size bakmaya devam ederken bana; -Ali sende öl, diye söylüyorsun. Bende -Hocam nasıl ölebilirim ki diyorum, Sizde; -Yanıma uzanıver, o zaman ölmüş gibi görünürsün, sakın kafanı kaldırma, diyorsun.. -Bende dediklerinizi yapıyorum yanınıza uzanıp yatıyorum ama kısık gözlerle sizin ne yapacağınızı meraklı gözlerle takip ediyorum. Ve sizden öyle büyük bir ışık yayılmaya başlıyor ki, yayılan ışığın parlaklığından artık size bakmaya dayanamayıp, sonunda gözlerimi kapatmak zorunda kaldım,,, -Hocam, o parlak ışık da neydi,,,
8 = Ara-sıra görüştüğüm arkadaşlardan Mustafa, ziyaretime geldi, geliş sebebi, dün gece gördüğü rüyasıymış; -Hocam büyük bir mekanda insanlara ilim öğretiyorsun, bulunduğun mekanın her yeri tefsir kitaplarıyla dolu, Sizi ziyarete gelen herkese bu tefsir kitaplarından dağıtırken, bir taraftan da; -Alın bunları okuyun diye söylüyorsunuz, Bende bu büyük kalabalığın içinde sizden kitap almak için sıramı bekliyorum, tam bana sıra geldiğinde, raflardaki bütün tefsir kitapları bitiyor ve bana vereceğiniz hiç tefsir kitabı kalmıyor, sizde bana üzülme Mustafa, bekle ve sabret diyorsun,,,
9 = Aile dostlarımızdan Nursel hanım, Akrabalarımdan bazılarına gördüğü Rüyayı anlatmış, onlarda bana anlattılar, Rüyasında; Mahşer meydanında mahşeri bir kalabalık var, herkes korku içinde yaptıklarının hesabını vermek için bekliyor, İsmail hocam herkesi sakinleştirmeye çalışarak, Ey Rahmanın kulları Allah’tan ümid kesilmez, sabırla bekleyin, korkmayın diyor, sonra Cennete gireceklerin isimleri açıklanmaya başlıyor, Cennete gireceklerden ilk önce İsmail hocam’ın ismi okununca cennete giriyor,,,
10 = Emine abla gördüğü bir rüyadan dolayı yanıma geldi, Dedi ki; Hocam Kalabalık bir topluluğa Dualar ediyorsunuz, dua nın faydaları, dua nın önemi üzerine dersler veriyorsunuz. Sonra bende size önemli bir konuda soru sormak için yanınıza geliyorum, bana aldırış etmeden derse devam ediyorsun, Sonra bana; -Emine abla ne soracağını biliyorum az sabret, sorunun cevabını vereceğim, dediniz. Ben tekrar ısrar edince, bana ezberleyeceğim şu duayı okumamı tavsiye ediyorsun. Bende o duayı okuyarak uyanıyorum, Ağzım dan dökülen dua ile gözlerimi açıyorum; -“Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr” “Rabbim! kolaylaştır zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır.”,,,
11 = Sümeyye kardeşimiz,,, -Hocam nasıl ve nereden başlayacağımı, hangisini önce anlatacağımı bilmiyorum, Benimde rüyama kaç kere gelmiştiniz, Kaç defa bana yardımcı olmuştunuz. Birini, izninizle anlatmak istiyorum, lütfen bunu da paylaşın,,, Kaç günlerdir ölümcül bir hastalıktan dolayı yatak da yatıyordum, özellikle son anlarımın yaklaştığı günlerde, öleceğimi düşünen akrabalarım benim başımda bekliyorlar. Yanıma ziyarete gelen bütün akrabalarımla tek-tek vedalaşıp-helalleşiyorum, Haklarını helal etmelerini söylüyorum. Bende şu son anlarımda her şeyden ümidi mi keserek, son nefesimi vermeye hazırlanırken, Tam bu sırada bulunduğumuz odanın kapısı açılıyor, işte o anda kapıdan içeri girmekte olan sizi görüyorum. Bana doğru yaklaşarak, başımda durdunuz ve şunları söylediniz: -“Kardeşim Kalk ayağa!” -‘’Haydi kalk’’’ diyorsunuz. Yattığım yerde kımıldayacak halim yokken, siz bana -‘’Ayağa kalk’’ diyorsunuz, şaşkınlıktan ne dediğinizi anlayamadım mı? diye düşünüyorum… Ama; “Ben nasıl kalkayım?” diye soruyorum, görmüyor musunuz? -“Ben ölüyorum” diyorum,,, Sizde; -“Sen artık ölmüyorsun, şimdi kalk göreceksin” diyorsun… O anda kalkamam korkusuyla, var gücümle kalkmaya çalışıyorum, hiç zorlanma dan çok kolay kalktım. Sonra öyle seviniyorum ki, -Ya ben ölmüyorum, diyorum. Size teşekkürler ediyorum… Siz ise; -“Bana teşekkür etmene gerek yok, Yüce Rabbimize şükür edelim, Bir fırsat daha veren Allah’a şükür namazı kıl” diyorsunuz … Hocam size bu rüyamı ilk anlattığımda, bu rüyanın çok güzel olduğunu, bana şöyle anlatmıştınız… -“Kardeşim, senin hayatını kötü gösteren, kendi dünyanı yaşanmaz hale getiren, iman zayıflığına sebep olan O senin hasta kalbin, Kalbinin hastalığı bütün vücudunu sarmış, Sende ölmenin bir kurtuluş olduğunu düşünüyorsun, dünyadan kurtulmak istiyorsun, kurtulamıyorsun. Çünkü O kalbin, dinden, imandan, Allah’tan uzak kalmasıyla çaresiz kalmış, Göreceksin İnşaAllah akıbetin hayr olacak ve senin kalbin Allah’ın yardımıyla şifa bulacak, Yeter ki sen, Allah’tan ümidini kesme, şeytanın verdiği vesveselere aldanma. Sana hayat verecek olan kalbini Salih amellerle besle, iç ve dış dünyanı Allah’ın gönderdiği vahiyle süsle, İyi ve güzel duygularını artır, Yorgun düşen kalbinin, Salih amellerle desteklenmeye ve beslenmeye ihtiyacı var. Bu yolda engellere takılmadan, insanların ne diyeceklerine aldırmadan, Bugünden itibaren Kur’an okumaya ve namaza başla, diyorsunuz… Sizinle tanıştıktan sonra hayatım tamamen değişti, şimdi kalbim imanla dolu, Hayatım Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla sefa buluyor… SubhanAllah, bu rüyamı böyle yazmak hiç aklıma gelmezdi… Allah sizi taaaaa… buralara kadar yardıma gönderiyor… MaşaALLAH! Allah sizi Hz. Muhammed (s) efendimize komşu eylesin! A M İ N !,,,,,,, (Amin, ecmain Allah razı olsun kardeşim)
12 = Nuh’un babası anlatıyor; Hacc ibadetini tamamladıktan sonra, bir sütunun yanına oturdum, karşımda duran Kabe’yi seyrederken, Ümmeti Muhammed için dualar ediyorum. Kendimden o kadar geçmişim ki, bir ”el” omzumu sıvazlamaya başladı, Mekke’nin o sıcağını bilmeyen yoktur, omzumdan aşağıya doğru çok güzel bir serinlik oluştu. Zannedersin ki serinlik veren bir su, başımdan aşağı akıyor, Bu güzel serinliği yaşatan elin sahibine bakıyorum,,, Birde ne göreyim İsmail yanı başımda, SubhanAllah-SubhanAllah derken, bütün vücudumdan soğuk bir ter çıkıyor;
– İsmail sen ne zaman geldin diyorum, Ama soruma cevap vermeden sadece gülümsüyordu, sonra sırtımı sıvazlayan eliyle omzuma dokundu ve omzumdan aşağıya da serinlik inmeye başladı, hatta parmak uçlarıma varıncaya kadar tarif edemeyeceğim çok güzel bir serinlik yayıldı,,,
– Allah ibadetlerini ve dualarını kabul etsin, dedi. Yürüyerek kalabalığın arasına karıştı. Ben ise; korkudan ve heyecandan bu nasıl olur? diyorum.
Şu an Mekke’deyim, Mescidi Haram içindeyim, Karşımda Kabe’yi izlerken yaşadıklarıma bir türlü anlam veremiyorum. Vücudum sağlam, aklım başımda, Uyumuyorum ki rüya göreyim, Dalıp gitmedim ki hayal kurayım,,,
Müsait olduğum ilk fırsatta Konya’daki tanıdıklarımı arıyorum, İsmail’i bur da gördüm, onunla konuştum diyorum. Beytullah’da yaşadığım bu olayın etkisinden kurtulamayınca hemen İsmail’i aradım;
– İsmail şimdi ne yapıyorsun?
– Sohbetteyim,,,
– Sohbettemi???
Nuh’un babası;
Hacc’dan geldikten sonrada onlarca kimseye yaşadığı bu olayı anlattığını duyunca müdahale etmek zorunda kaldım…
13 = Şehir dışında yaşayan Ayşe isminde bir teyze, ömründe hiç görmediği birisinin suretini rüyasında görüyor. Gördüğü rüyasının, o kadar çok etkisinde kalıyor ki, çevresindeki tanıdıklarına kaç günler boyunca bu rüyayı anlatmış. Yine bir gün kendisine gösterilen sureti, en ince ayrıntılı anlatınca; bilen birileri bu anlattığın Konya’da yaşayan Seyyid Muhammed İsmail dediklerinde, Ayşe teyze heyecanla beni ona götürün diyor. Oradakilerin ziyaret zamanının mesafesi uzun olunca, Ayşe teyze Konya’nın yollarına düşmüş ve bir taraftan da ‘’Rabbim rüyamda gösterdiğin bu güzel insanı, canlı olarak da göstermeyi nasip et’’ diye dualar ederek ziyarete geldi.
Ve rüyasının tamamını yeni tanıştığı dualı kardeşlerine anlatıyor, Rüyasında; çok büyük bir ceviz ağacının altında ayakta bekliyorum. Karşımda tek katlı bir ev var, evin pençelerin den dışarıya doğru parlak ışıklar yayılıyor, Kapının kenarlarından ve altından bana ışıklar geliyor. Evin içinden yayılan ışıkların sebebini merak ederken, evin kapısı yavaş-yavaş açılmaya başladı. Kapı açıldıkça yeryüzüne nurlar yayıldı, Kapı tamamen açılınca yeryüzünde ve gökyüzünde saçılan nur’un aydınlığıyla bir kat daha aydınlanıyor ve güneşin utanarak kaybolduğunu gördüm.
Yeryüzünü aydınlatan bu nura bakmaya çalışıyorum, gözlerim kamaşınca gözlerimi kısarak bakmayı deniyorum. Ve o an Seyyid’in suretini görür görmez yere düşüp bayıldım, Yere düştükten sonra gözlerimi tekrar açtım, gökyüzüne kadar uzanan ceviz ağacında ki bütün cevizlerin bembeyaz dua sayfaları olup, kuşlar gibi yeryüzünde uçmaya başladı. Bu sayfaların insanlara beyaz kuşlar gibi ulaştığına şahit oldum. (Burada Ayşe teyze rüyasını gördüğünde ve çevresine birkaç ay boyunca anlattığı zaman içerisinde Seyyid’den ve Seyyid’in dua kitabından habersizdir.)
14 = Hocam gününüz aydın olsun insaAllah, Rabbim sizden razı olsun. Sizi takip ettiğimden beri, bir huzur var içimde. Sabah-sabah size ulaşmaya çalışmamın sebebi. Bugün sizi rüyamda gördüm. Kalabalık bir konvoyla Allah yolunda bir yerlere gidiyoruz. Sonra siz beni yol kenarında durduruyorsunuz ve yolu gösteriyorsunuz. Rabbim hayırlara çıkarsın insaAllah. Tekrar-tekrar size dua ediyorum. ben tek başına ev geçindirmeye çalışan yalnız bir anneyim. dünya telaşımın fazlalığından dolayı Allah’ın huzuruna çıkamıyordum. Önceden kim ne yaptı diye merakla gruplara bakarken, simdi sizlerle tanışınca dua etmek için her fırsatta dualar almak için ziyaret ediyorum. Allah sizden bin kere, yüz bin kere, milyon kere razı olsun. Dualarınızdan beni eksik etmeyin. Allah razı olsun
Seyyid Muhammed İsmail – Konya

