Arapça derslerine katıldığım Yaşar hocanın ziyaretindeyim, Yaşantımın yoğunluğunu bilen Yaşar hoca ile her karşılaştığımızda beni uyarıyor. Vaaz ve nasihatlere, oturum ve seminerlere ara vermemi, koşuşturmalarımı bırakmamı istemesinin sebebi, ilimle daha çok meşgul olmamı söylüyor.
Yaşar hoca uyarıyla dolu söylemlerinde haklıydı, bende her defasında bildiklerimizi, öğrendiklerimizi çevremizle, toplumla paylaşıyor olmakla doğru yaptığımı, kendisine söylüyorum? Yaşar hocanın söylediği doğruydu, benimde söylediğim doğru olduğuna göre, İkimizi de haklı çıkaracak ciddi bir çalışma içerisine girmiştim, Belki bu konuda bir orta yolu bulmak adına, hocanın da bilgisi olması açısından, başka neler yaptığımı soran Yaşar hocaya;
– Hocam iki ‘’i’’ formülü üzerinde çalışmalar yapıyorum, dedim ve devamında, -‘’Bu formülü uygulayanların Müslüman olacağını ve bu iki ‘’i’’ formülün insanları cennete götüreceğini söylediğimde, Yaşar hoca tebessüm ederek;
– İki ‘’i’’ formülü de neymiş, dedi.
– Hocam cennete götüren iki ‘’i’’ formülü herkesin bildiği, ancak uygulamalarını terk ettiği bir formül, dedim.
Yaşar hoca, daha çok meraklı bakışlarla;
– İsmaiiilll hadi söyle, dedi.
– Hocam iki ‘’i’’ formülü, ‘’ilim’’ ve ‘’ibadet’’…
Bu cevap karşısında tebessümler eden Yaşar hoca, ‘’ilim’’ ve ‘’ibadet’’ hakkında güzel bilgiler verdikten sonra;
– İsmail beni hem memnun ettin, hem de şaşırttın, Ancak unuttuğun bir ‘’i’’ daha var, dedi.
Konuşmalarımla önemli konular hakkında dikkatini çektiğim Yaşar hoca’da benim dikkatimi çekmiş ve şaşırtmıştı.
– Bu ‘’i’’ nedir hocam, dedim.
– ‘’İhlas’’, dedi.
İlim ve ibadetin yanında mutlaka ihlasın olması gerektiğine dair vurgular yaptı,,,
– ‘’İlim’’ ve ‘’ibadet’’de ihlas olmazsa-olmaz, dedi.
– Desenize İsmail’in iki ‘’i’’ formülü, şimdi üç ‘’i’’ oldu, dedim.
Yaşar hoca ile beraber, o an ki konumuz, ‘’ilim’’ ‘’ibadet’’ ve ‘’ihlas’’ üzerine oldu. Ve kendisine;
– Kur’an-ı defalarca, yaşım kadar (ömrüm boyunca) okuyup yaşamam gerektiğini, Hadis külliyatların hepsini ikinci kez okuyup bitirme çapasında olduğumu söyledim, yani hocam söylediklerini inan dikkate alıyorum, dedim…
Yaşar hocamın yanından ayrıldıktan sonra, uzun zamandır görmediğim Afganistanlı Fatih hocamın ziyaretine geçtim. Fatih hocamın Arapça derslerine katılsam da yaşadığım ezberleme sorunlarından dolayı bırakmak zorunda kalmıştım, Çünkü yaşı kırkı geçmiş bir insanın o kadar yoğun temponun arasında, ne kadar ezber verebilirdi ki,,, Fatih hocam ve yanında birkaç kişi ile muhabbet ediyoruz derken, kendilerine Yaşar hoca ile yaşadığım iki ‘’i’’ formülünü anlattım. Dedim ki;
– Yani hocam bizim iki ‘’i’’ formülü, Üç ‘’i’’ oldu diye söyleyince;
Fatih hoca tebessümler ederek, İsmail yalnız bir ‘’i’’ daha var, dedi.
– Yapmayın hocam,
– Ama İsmail bu ‘’i’’ olmazsa diğerleri de olmaz ‘’ilim’’ ve ‘’ibadet’’i destekleyen, besleyen diğer ‘’i’’ de ‘’itaat’’, dedi.
– Allahu Ekber! deyivermişim, Desenize hocam İsmail’in iki ‘’i’’ formülü şimdi dört ‘’i’’ oldu.
Fatih hocam ve yanındaki misafirlerle beraber, o an ki konumuz, ‘’ilim’’ ‘’ibadet’’ ‘’ihlas’’ ve ‘’itaat’’ üzerine oldu, Fatih hocam bizlere doyurucu bilgiler ve örnekler verdi.
Birkaç gün sonra;
Mısırda uzun yıllar ilim üzerine eğitim almış Abdurrahman hoca ile karşılaştım, görüşemediğimiz günlerin acısını çıkarırcasına konuların içerisinde kaybolduk, Farklı bakış açılarıyla dinlemeye değer Abdurrahman hoca ile konuşurken, söz döndü-dolaştı Yaşar ve Fatih hoca ile başımdan geçen iki ‘’i’’ formülü muhabbetini anlatıyorum. Abdurrahman hoca azı dişleri görününceye kadar gülüyor, bende onunla beraber başımdan geçen olayları anlattıkça gülüyorum. Abdurrahman hoca bir taraftan gülerek, diğer taraftan;
-Üstadım yalnız bir ‘’i’’ daha var, dedi.
Hiç beklemediğim bu durum karşısında ben gülmeyi bıraktım, Abdurrahman hoca ise gülmeye devam ediyor, O anda yüzümün kızarmaya başladığını hissettim;
– SubhanAllah, Estağfirullah diyorum, merakla;
– Peki hocam, bu ‘’i’’nedir, dedim.
– ‘’İsar’’, dedi.
– ‘’İsar’’ mı?.
– Evet ‘’isar’’
Ve ‘’isar’’ hakkında bilgiler vermeye başladı, ‘’ilim’’ ‘’ibadet’’ ‘’ihlas’’ ve ‘’itaat’’e ‘’isar’’da eklenmiş oldu, iyi ki de eklendi.
-Desenize İsmail’in iki ‘’i’’ formülü, şimdi de beş ‘’i’’ oldu, dedim.
Abdurrahman hoca ile gündemimiz, ‘’ilim’’ ‘’ibadet’’ ‘’ihlas’’ ‘’itaat’’ve ‘’isar’’ üzerine gelişti, Sonra bu iki ‘’i’’ formülü meselesini kendi hayatımda uygulamaya devam ederken, hiçbir hocaya anlatmamayı düşündüm, Çünkü Konya’da tanıdığım-sevdiğim yüz civarında hoca varsa, Yüz tane ‘’i’’ çıkmasından çekindim (desem, halimi anlar mısınız?)
Üç hocayla yaşadığım bu olay, başka hocalarla yaşayacağımın habercisiydi, Neticede uzun bir zaman, iki ‘’i’’ formülü hakkında hiçbir hoca ile konuşmadım, konuşmayı düşünmedim.
Aylar sonra;
Doğuda görev yapan Arap asıllı Cahid hocam ziyaretime geldi, öğrencilik yılları Konya’da geçtiği için, geçmişten gelen güzel bir dostluğumuz var. Kendimizi kaybedercesine uzun bir sohbete daldık, yaptıklarımız-yapmayı düşündüklerimizi, ümmetin sorunlarının çözüm yollarını paylaştık, Bir ara Yaşar hoca, Fatih hoca ve Abdurrahman hoca ile; iki ‘’i’’ formülü hakkında yaşadıklarımı anlattım… Tahmin edeceğiniz gibi Cahid hocamda gülmeye başladı… Kendisine;
– Cahid hocam, bu gülüşünün altında bana, sakın bir ‘’i’’ var deme, diye söylendim. Cahid hoca;
– İnan bir ‘’i’’ daha var, bu ‘’i’’ olmazsa olmaz deyince, Merakla;
– Peki, bu ‘’i’’ nedir hocam? dedim.
– ‘’İhsan’’, dedi.
– Allah’u Ekber – Allah’u Ekber,,,, Desene İsmail’in iki ‘’i’’ formülü, Altı ‘’i’’ oldu, dedim.
Cahid hoca ‘’ilim’’ ‘’ibadet’’ ‘’ihlas’’ ‘’itaat’’ ‘’isar’’ ve ‘’ihsan’’ hakkında önemli bilgiler verdi.
Bir Müslüman olarak Yaşar Hocama ‘’ilim’’ ve ‘’ ibadet’’ ile ilgili çalışmaları mı, iki ‘’i’’ formülü ile özetlemek istemiştim. Ancak; Yaşar hocanın, Fatih hocanın, Abdurrahman hocanın ve Cahid hocanın iki ‘’i’’ formülüne yaptıkları katkılardan her biri ‘’ilim’’ ve ‘’ibadetin’’ tamamlayıcısı ve tanımlayıcıları olmuştu. Şimdi düşünüyorum da her hocanın ayrı-ayrı özetlediği ‘’i’’ formülümüz Ümmeti Muhammed için ne kadar önemliydi.
İnsanları cennete götürecek tek gerçek; ‘’İSLAM’’ ve ‘’İMAN’’dan ibaret olan iki ‘’i’’ formülü değil mi? Şimdi ‘’İSLAM’’ ve ‘’İMAN’’ çerçevesinde, şu güzelliğe, şu ahenge bakar mısınız?;
‘’İLİM’’ olmazsa, ‘’İBADET’’ olmaz?
‘’İHLAS’’ olmazsa, ‘’İTAAT’’ olmaz?
‘’İSAR’’ olmazsa, ‘’İHSAN’’ olmaz,
Bunlar olmazsa, ‘’İSLAM’’ ve ‘’İMAN’’ kabul olunmaz,,,
Seyyid Muhammed İsmail,;;;;;,Konya
