MERHAMETLİ ve ADALETLİ OLUN

Haz 11, 2020 Hatıralar

Sizlere şahit olduğum iki olayı nakledeceğim. Yorum yapmadan anlatacağım iki olayın sonucunu, sizlerin duygularınıza ve düşüncelerinize bırakıyorum…
Bir gün sürekli alış-veriş yaptığım, bir kasap dükkanına gittim. Birer kilo olmak üzere iki kilo et alacağımı, birini eve, diğerini de bir fakire götüreceğimi söyledim. Biraz beklemenin ardından, kasap titizlikle hazırladığı etleri, bana verdi. Seyyid Hocam;
– Bu paket sizin, şu pakette fakirin, dedi.
Sonra aldığım etleri eve götürdüm. Bana özellikle verdiği paketi açtığımda, etin en güzel taraflarını vermişti, neredeyse içinde bir gram yağ yoktu. Fakire vermemi istediği paketi açtığımda ise çok şaşırmıştım. Bana verdiği et ile fakire vermemi istediği et, farklıydı. Etin rengi değişmiş ve yarısı da yağla doluydu. Sonra, olması gerekeni yaptım. Fakire vermemi istediği eti, evimde bıraktım. Bana verdiği eti de, fakir kardeşime götürüp hediye ettim.
,,,,,,,,,
İkinci anlatacağım olaya gelince;
Modeli eski arabamı yıkattırmak için, büyük bir şirketin yıkama servisine, yeni girdiğim bir sırada, benden hemen sonra lüks görünümlü, son model birkaç tane araba geldi. Daha arabamın içinden inmeden, benim duyamayacağımı düşünen görevli arkadaş; Arabamın eski oluşundan ve sakalımın uzunluğundan ileri-geri konuşuyordu. Onu mahcup etmemek için, hiç duymamış gibi arabadan indim… Görevli arkadaş;
– Bu arabayı yıkattırmana gerek yok, dedi.
– İhtiyacım var, dedim. Görevli arkadaş;
– Hocam, yıkama fişin var mı? dedi.
– Şimdi olduğu gibi, buradan her zaman alış-veriş yaptığımda, bana yıkama fişi vermezler, dedim. Görevli;
– Şimdi olmadı hocam, arabanı hemen dışarıya çıkar. Sıradaki arabaları içeriye almak istiyorum. Bu eski arabanın nesini yıkattıracaksın ki, giderken çöpe at, diye gülümsedi.
Görevliye; Ne kadar, sıra benim hakkım desem de, onu ikna edemiyordum. Hatta alaycı tavırları daha da arttı. Bende arabayı öylece bıraktım, dışarı çıktım. Görevli;
– Hocam külüstürünü götürsene, diye arkamdan bağırıyordu.
Ona hiçbir cevap vermedim, kalbini kırmamak için elimden geleni yapıyordum. Bütün çalışanların beni tanıdığı, alış-veriş yaptığım yere giderek, yıkama fişini vermelerini istedim. Oradaki çalışanlardan bazıları;
– Hocam, fişe ne gerek var, sizi tanıyoruz derken, Bazıları da, hocamın işini hallet diye yıkamacıya bağırmaya başladılar. Sonunda içlerinden birisi dayanamadı, koşarak yıkamacının yanına vardı. Arkasından da, ben geliyordum.
– Sen ne yapıyorsun?
– Hocam patronumuzun arkadaşı, hocamın derslerine katılıyor deyince, görevli arkadaş, ne yapacağını şaşırdı. Sonra defalarca özür dilemeye başladı.
– Hocam, ben bu şirketin şoförlerinden birisiyim. Asıl yıkamacı arkadaşın acil işi çıkmıştı, bende birkaç saatliğine buraya gelmiştim, dedi. Sonra dakikalarca arabanın temizliği ile uğraştı.
Bu iki olayı naklederken, yorum yapmak istemedim. İnsanlığımızı nasıl kaybettiğimizi anlatmak istedim. Ne olursunuz, yaşanır bir dünya için, MERHAMETLİ ve ADALETLİ OLUN.
Selam ve dua ile
Seyyid Muhammed İsmail – KONYA

ile ismail