Uzun koşu yarışına katılmış bir yarışçı gibi koşarak yanıma gelen, uzun boylu bir genç;
– Hocam lütfen şu parayı acele bozabilir misiniz? dedi.
Gencin isteğini yerine getirecek şekilde, elimden geleni yaparak yardımcı oluyorum. İşinin görülmesinden dolayı çok sevinen ve geldiği gibi gitmek için geri dönen gence;
-Bir dakika! dedim.
Şaşıran genç, bana geri döndü;
– Buyurun hocam, dedi.
– Sana yardımcı oldum, senin dediğini yaptım, şimdi sende bana yardımcı olur musun?
– Nasıl yani? dedi.
– Sende bana bir ayet söyle, dedim.
Belki de ömründe ilk defa böyle bir olaya şahit olan uzun boylu genç, gitmekle kalmak arasında şaşırıp kaldı ve;
– Ayet mi? dedi.
– Evet ayet, dedim.
– Ne ayeti? dedi.
Ne ayeti deyince, ağzımdan şu cümleler dökülüverdi;
– Sen Müslüman sın değil mi?
– Elhamdülillah tabi ki Müslümanım hocam, dedi.
– O zaman ayet nedir biliyorsun?
– Bilmez olur muyum, biliyorum hocam, dedi.
– Biraz önce sana yardımcı oldum, dediğini yaptım, şimdi sende bana yardımcı ol, Senden sadece aklında olan veya gündeminde olan bir ayet söylemeni istiyorum, diye tekrarladım, Ne yapacağını bilemeyen genç;
– Hocam şimdi acelem var, sonra söylesem olur mu? dedi.
– Tamam, sonra dediğin gün nasip olursa, en az üç tane ayetle yanıma gelmeni istiyorum, dedim.
– Tamam hocam, size üç tane ayet öğrenip geleceğim söz veriyorum, dedi.
Ve koşar adımlarla yanımdan uzaklaştı, gitti.
,,,,,
Bir hafta sonra;
,,,,,
Kalabalık bir ortamın içinde yardımcı olmaya çalıştığım ve ilgilendiğim bazı aileler var, böyle bir meşguliyetin içerisindeyken kapıdan iri yapılı ve uzun boylu bir adam girdi, Yüksek ve kalın bir ses tonuyla;
– İsmail hoca ile görüşeceğim, dedi.
İçer de bulunan herkes, sesin geldiği tarafa döndü,
Kalın sesin sahibi uzun boylu adam, sesin muhatabının kim olabileceğine bakınırken göz-göze geldik ve Yumuşak bir ses tonuyla;
– Hoca değilim ama, galiba aradığınız ‘’İsmail’’ benim, dedim.
– Hocam sizinle tanışmak için geldim, müsait misiniz? dedi.
– Az bir işim kaldı, eğer vaktiniz varsa şurada biraz bekleyebilir misiniz? Şu işimi halledeyim sizinle tanışalım inşaAllah, dedim.
Meşguliyetimin ve kalabalığın azaldığı uygun bir zaman da, bu arkadaşın yanına oturdum.
– Buyurun tanışalım, dedim.
– Hocam ben Halid’in babasıyım.
(Halid’in kim olduğunu öğrenmek istercesine;)
– Halid ???, dedim.
– Hocam, para bozdurmaya gelen bir genç den üç tane ayet öğrenip gelmesini istemişsiniz ya, hani uzun boylu bir delikanlı.
– Evet- evet hatırladım,
– Hocam bu olayı evde duyunca özellikle sizinle tanışmak için geldim, çok meşgul olduğunuzu gördüm sizi rahatsız ettim hakkınızı helal edin, dedi.
– Her zaman için helal olsun, Beni Allah için rahatsız etmenize sevinirim,
– Hocam, bir-kaç gün önce oğlum Kur’an-ı kerim’i eline almış sayfalar arasında notlar alıyor, ayetler okuyordu. Onu böyle Kur’an okurken görünce;
– Halid, ne oldu oğlum? Kur’an da ki ayetlere bakıp da neler yazıyorsun? dedim.
– Sorma baba! Kuruyemiş sattığımız yerde, başımdan ilginç bir olay geçti, diyerek
Sizinle yaşadığı olayı anlattı. Bende;
– Bu hocayla mutlaka tanışmalıyım niyetiyle yanınıza geldim.
(Halid’in babası derin bir nefes aldıktan sonra kaldığı yerden anlatmaya devam etti)
– Hocam, Babası olarak Halid’i asla oyundan kaldıramazdım, sabahlara kadar oyun oynardı, bir kere olsun Kur’an okumazdı, Şimdi oğlumun Kur’an la ilgilendiğini görünce, ‘’Benim başaramadığımı Kim başardıysa ona gidip teşekkür edeyim, bu hocayla bir tanışayım, dedim.
– Hocam aklımdayken, Halid sözünü yerine getirdi mi? Size üç ayet ödevini verdi mi? Diye sordu;
– Vermez mi! MaşaAllah ayetleri açıklamalarıyla beraber ezberlemiş de gelmiş, söylediği ayetlerle ilgili geniş bir sohbet yaptık,,,
,,,Bu vesileyle, Halid’in babasıyla tanışmış olduk, zaman içerisinde görüşmelerimiz arttı, her oturuşumuz ve sohbetlerimizde fikirsel alış-verişlerimiz oldu. Duydum ki; Halid’in babası çevresindeki insanlara, akrabalarına, hatta ders verdiği sohbet gurubuna şu itirafı yapıyormuş;
– İsmail hoca sayesinde, elli yaşıma kadar öğrendiğim bütün tabularım yıkıldı, öğrendiklerimizden İslam’a uymayanları gördüm. Halbuki inandıklarımızdan bir çoğu gelenek ve görenekten ibaret olduğunu, doğru zannettiklerimizin bir çoğunun da yanlış olduğunu öğrendim. Bu yüzden sağlıklı düşünemeyip çok büyük yanılgılardan kurtulduğunu söylüyormuş. Ne zaman benimle karşılaşsa, İsmail hocam elli yaşıma kadar öğrendiklerimi alt-üst ettin, iyi ki de alt-üst ettin, Ne kadar büyük yanılgılar ve yanlışlar içerisindeymişim, diyordu.
Halid’in babasından sonra, Halid’in kardeşi Yusuf’un anlattıklarına ne demeli;
– Hocam, Halid’le yaşadığınız bu olayı ilk duyduğumda para bozdurmaya uzun süre yanınıza gelemedim, ihtiyacım olan bozuk parayı bulabilmek için bütün esnafları gezerdim, ama size uğrayamazdım.
Kendi kendime derdim ki;
– Şimdi bu hocanın yanına gitsem benden de ayet ister de cevap veremem korkusu yaşardım, Bunu arkadaşlarının yanında gülerek anlatan Yusuf, hem arkadaşlarını güldürüyor, hem de bana çok tebessümler ettiriyordu. Aylar sonra, şimdi; Cuma sohbetlerini aksatmayan gençlere ve onları organize eden Yusuf’a teşekkür ederim…
,,,,,,, Birçok gençlerle tanışmamıza vesile olan, Cuma sohbetinin oluşumuna temel olan, Hidayet kapılarını açan Üç ayetin bereketine bakar mısınız? Bu bir mucize değil de nedir?
Seyyid Muhammed İsmail – Konya

