MANŞET HABER; KIYAMET

Haz 11, 2020 Hatıralar

Kulluk kitabım, hayat kaynağım olan Kur’an-ı Kerim’in sayfalarını karıştırırken “İnfitar” suresi karşımda ve bu sureyi okuyorum;
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla;
Gök çatlayıp yarıldığı zaman,
Yıldızlar dağılıp darmadağın olduğu zaman,
Denizler fışkırtılıp, taşırıldığı zaman,
Kabirler alt üst olduğu zaman,
Her bir nefis önden neyi yollamış, neyi bıraktıysa bilmiş olacaktır.
Ey insan! O Kerim olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
O ki, seni yarattı, her bir şeyini yerli yerince koydu, seni oldukça dengeli yarattı,
Dilediği bir surette seni tertip etti,,,
Kulluk kitabım, hayat kaynağım Kur’an-ı Kerim’in sayfalarını karıştırırken dikkatimi çeken her bir ayeti, anlayabildiğim en hassas bir şekilde okumaya çalışıyorum.
Ve Rabbim gelecekten haberler veriyor…
Şu an gündemimde ki haberler, kıyametten, hesap gününden bahseden haberler, Benim için, manşet olan haberler şuan okumakta olduğum haberlerdir. Eğer bu manşet haberleri okumasam, gündemimde olmayacak ve bu olaylardan haberimde olmayacak.
Gündemimde olan bu haberleri Rabbim bildiriyor. Bu haberler gündemimizde olması gereken, mutlak haberler.
Ey Konyalılar bu haberler uyarılarla dolu,
Bu manşet haberlerle alakası olmayanlar, başka manşet haberlerle alakadar oluyorlar…
Manşet bir haber dedin mi? Günümüzdeki gibi, cahil insanların boş haberleri olmamalı,
Haber dedin mi? Ahiret ile alakalı olmalı değil mi?
Günümüzdeki haberler, dünya süsünü ilgilendiren haberler, zevk ve sefayı ilgilendiren haberler, eğlenceyi ilgilendiren haberler…
Haber vardır kişiyi etkiler,
Haber vardır toplumları etkiler,
Günümüz toplumların haber diye adlandırdıklarına bakarsanız, topluma nelerin haber diye sunduklarına dikkat ederseniz, yanılgının büyüklüğünü anlayabilirsiniz… Ama insanımız bile-bile bu haberlere ilgi duyar, boş haberlere merakla yaklaşımlar sergiler, çünkü günümüz haberlerine, hem yalancının haberleri diyecekler, hem de gelen o haberlerden etkilenecekler, tuhaf bir durum değil mi?…
Her neyse!
Bizi ilgilendiren gerçek haberlere gelelim. “Nebe” suresinin 18. ayetinden itibaren okuyorum;
Sura üfürülecek o günde, sizler kısım-kısım geleceksiniz ,
Gök açılıp kapı-kapı olacak,
Dağlarda yürütülüp bir serap olacak,
Şüphesiz ki, Cehennem bir pusu yeridir,
Azgınların dönüp varacakları yerdir,
Sonsuz zamanlar boyu içinde kalacaklar,
Orada bir serinlikte tatmazlar, ne de bir içecek,
Ancak kaynar bir su ve bir irin,,,
Bizi ilgilendiren asıl haberler, kıyametle ilgili ayetleri okurken, bir ileri-bir geri sayfalar arasında gezinti yapıyorum ve meraklı bakışlarla bir sayfa daha çevirdiğimde “Gaşiye” suresi karşımda;
Kıyametin haberi sana geldi mi ?
O gün öyle yüzler vardır ki, zillet içinde aşağılanmıştır,
Amel etmiş boşuna yorulmuşlardır,
Kızgın bir ateşe gireceklerdir,
Kaynar bir kaynaktan içirirler,
Onlar için (zehirli olan) darı dikenlerinden başka bir yiyecek yoktur,
‘O’ ne semirtir, ne de açlığa fayda verir.
Bu haberlerin tek kaynağı, Alemlerin Rabbi Allah (c)’tan’dır.
Manşet haberlerin, sunulduğu kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir.
Kim merak eder ve kitabın sayfasını açarsa her sayfa da, her ayette manşet haberi okuyacaktır. Bu haberler sağlam mı? Sağlam (en sağlamı, tek sağlamı ). Doğrumu? (en doğrusu, tek doğrusu )…
İşte bu haberler, bayatlayan eskiyen haberler değil. Tam tersi ilk günkü gibi taptaze haberler ve hiç de manşetten düşmeyen haberler…
İşte, sizlere ve bizlere bir manşet haber daha geliyor, bunlar unutulmayacak haberler. Kulluk kitabımın sonlarına doğru sayfaları karıştırırken “Kıyamet” suresinde durakaldım;
Durmamak elde mi ?
Çünkü merak uyandıran bir soruyla başlamış, Soru-cevap şeklinde dikkat çeken müthiş bir haber, öyle ki haberi mırıldanarak ve korku içinde okuyorum;
Kıyamet ne zamanmış? diye sorar,
Ne vakit ki göz kamaştığı zaman,
Ve ay tutulur,
Güneş ve ay bir araya getirilir,
O gün insan “kaçış nereye?”der,
Hayır, o gün sığınacak yer yoktur,
O gün varıp durulmayacak yer, Rabbinin huzurudur,
O günde insana önden yolladığı şeyler ile geriye bıraktığı şeyler haber verilir,
Doğrusu şu ki; insan kendisine karşı bir şahittir,
Bütün mazeretlerini ortaya koysa bile,,,
Kıyametle ilgili, Rabbimin haberlerini okurken heyecanlanıyorum, kalp atışlarım hızlanıyor, sanki kalbim yerinden fırlayacak ve bu heyecan ve hezeyanlar içinde, kulluk kitabını sayfalarını çevirirken adeta kıyameti yaşıyorum. Ellerimden, anlımdan vücudumdan terler, pınar gibi, gözelerinden fışkırıyor ve sonra mahzun bir hale bürünürken,,,
Asaletine hayran olduğum şu Konya şehrinin bir kenarında, sessiz sedasız yaşadığımız evimizde, dünyadaki duyarlı kardeşlerimiz sesimizi duysun, dualım dediklerime mesaj oldun diye;
Dün, yavrucuğumun anlattığı rüya düşüncelerimde ve kalemimde, okuduğum haberle beraber her şey gözlerimin önüne serilmekte,,, On bir yaşındaki yavrucuğum anlatmakta;
-Kıyamet kopuyor, her taraf kararmaya başlamış, insanlar çıldıracak gibi çığlık atarak ölüyorlar ve sırasını bekleyen herkes korku içerisinde, çığlık atarak ölümden kaçmaya çalışıyorlar,
-Ama sen ölmüyordun,
-Herkes
-Herkes öldü, ama sen ölmüyordun ve seninle beraber birileri daha vardı, onlarda ölmüyorlardı ve ben de sizlerin sakinlik içerisinde namaz kılışınızı izliyordum.
Ve bana dedin ki;
-Yavrucuğum, sen de öl…
-Bak şuraya yat, ölmüş gibi uzanıver ve sakın korkma Allah bizimle beraberdir,
-Allah Müslümanların yardımcısıdır,,,
Ve şimdi İslam’ı yaşamayan tüm insanlara yavrucuğumdan bir şiir, bir uyarı;
“Aldanırsın bir kuş gibi,
Dalarsın derin dünya hallerine,
Düşersin bir sisli ateşin içerisine,
Çıkamazsın ona göre”…
,,,,,
Kulluk kitabım Kur’an-ı kerimin sayfaları arasında gezinmeye devam ediyorum, Kıyametle ilgili ayetleri okurken titriyorum.
“Naziat” suresi sekiz ve dokuzuncu ayetler, vücudumuza fırtınalar estiriyor;
“O gün titreyecek kalpler vardır,
Gözleri zilletle bakacak,,,”
,,,,,
Bizlere düşen görev sabır ve namaz ile Allahtan yardım istemektir ve sabrediyoruz, sabrederken halimize sabır diliyoruz Hastalığın verdiği acı inletiyor, hastalık her tarafı kaplamış ve dünyamızı karartmakta;
“Yarabbi Rahmet nurunu bedenlerimize yağdır, Yarabbi, şeytandan ve şeytani düzenlerin karanlığından, bizleri koru” Ve bitmeyen umutla, Halk içinde hak için dualar etmeye devam etmeliyim, diyorum…
Seyyid Muhammed ismail – konya

ile ismail